caganikonunannesi

caganikonunannesi

11 Mart 2015 Çarşamba

KOLİK DE NEYMİŞ???


Karnı tok altı temiz e gazını da çıkardık.Neden uyumuyor neden susmuyor acaba bir yeri mi ağrıyor?kalın mı giydirdik sıcaklıyor mu?,ince mi giydirdik üşüyor mu? gibi gibi kafamda deli sorular...


Akşam saatleri olunca,önce tiz bir çığlıkla başlar bazen 3 bazen 4 saat hiç susmadan ağlardı Çağan.Sanırsın ki çocuğu biri çimdikliyor,öylesine canı acımış bir şekilde.Susturmak için her şeyi sırasıyla dener ama en az 3 saat dolmadan hiçbir şekilde susturamazdık.

Çağana kolik teşhisi konulana dek koliğin ne demek olduğuyla ilgili en ufak bir fikrimiz yoktu bizim.Aslında bir çok doktorunda pek bir fikri yok :)

Bu konuyla ilgili birbirinden farklı uzman görüşleri mevcut.Bir görüşe göre;Sindirim sistemi henüz tam anlamıyla gelişmemiş olan bebeğin hazım sıkıntısına bağlı gaz problemi çekiyor oluşu.
Bebek en fazla 4 aylık olduktan sonra kendiliğinden geçmesi bekleniyor.Beklemek dışında bir çözüm getiremiyorlar.Ha pardon! Bir de önerdikleri gaz damlaları var ki,Çağanı kabız yaptığından ağlama krizlerini ayyuka çıkarmıştır!


Diğer bir görüş ise;(Harvey Karp) Bebeklerde dünyaya geliş travması,anne karnına duyulan özlem ve dünyaya adaptasyon süreci.

Özellikle planlı olan sezeryan doğumlarda,biz saat kaçta ameliyathanede olacağımızı biliyoruz fakat bundan bebeğin haberi var mı? doğal olarak yok tabii :) 
Dolayısıyla sıcacık anne karnında gayet rahat ve güvendeyken,aniden ona doğru uzanan iki el tarafından yukarıya kaldırılarak ''Aramıza hoşgeldin'' denmesi bebek için bir travma sebebi.Bundan sonrasıysa dünyaya adaptasyon süreci.

Yani bebekle empati kurduğumuzda,anne karnı güvenli ve rahat,emmek,kaka yapmak ve gaz çıkarmak gibi sıkıntılar yok.Yoğun ışıkların olduğu gürültülü ve kalabalık bir ortam da değil.Aksine sakin,güvenli ve huzurlu bir yer.Dolayısıyla bu ortamdan koparılarak bambaşka bir yerde,bambaşka şartlara gözlerini açan bebek bundan rahatsızlık duyacak ve ağlayacaktır.Bu da gayet normaldir.

Çağanın kolik dönemi 3,5 ay kadar sürdü.Çağandan vakit buldukça sürekli araştırdım okudum.Denediğim bir çok yöntemin yanında sadece bazıları işe yaradı.Neler mi onlar?

  • Önce bir sling aldım.Çağanı gün içinde ağlamaya yatkın olduğu zamanlar ring slinge koydum.Bebeği sıkı sıkı sardığı için anne karnı hissiyatı veriyor.Çağan sakinleşiyor bazende uyuyordu.
  • Kolik ağlaması başladığında beyaz sesler (saç kurutma makinesi,aspiratör vs) dinlettik.Özellikle saç kurutma makinesinin sesi acayip işe yaradı.Biz dinlerken delirmenin eşiğinden dönüyorduk o ayrı mevzu.Bebeğin kulağına zarar gelmiyor mu? sorusunun cevabı ise bebekler ilk 3 ay etkin duymazlar ve anne karnında tıpkı bu sese benzeyen gürültüler mevcuttur.İç organlarımızın,kalp ritmimizin sesi gibi.
  • Kolik bebekler için müzik cd leri var.Biz buzuki Orhan almıştık.Hala arada bir gördüğümde tüylerim diken diken oluyo :).Yani yapmaya çalıştığımız şey bebeğe anne karnında duyduğu sese benzer sesler dinletip rahatlamasına yardımcı olmak.
  • ŞŞŞŞŞŞŞŞ sesi çıkarmak.(yine bir Harvey Karp önerisi) 
  • Aşağı-yukarı,sağa-sola ve her türlü özellikle de battaniye,hamak,çingene salıncağında sallamak.Yani sallanma hissi tıpkı anne karnında olduğu gibi çok hızlı olmamak şartıyla yavaş ve ritmik bir şekilde.
  • Uyutmadan önce yarım kundak yapmak.Hazır satılan yarım kundaklar var özellikle Tracy Hogg'un en çok önerdiği metot yine anne karnı hissiyatı.Özellikle ilk aylar yoğun olan moro (sıçrama) refleksi nedeniyle uyanmadan rahat uyumasını sağlıyor.Ben çok uzun süre kullanamadım ama ilk ay faydasını gördüm diyebilirim.
  • Eğer bu kolik krizi çok uzun sürmüşse ve sinirlerim harapsa öncelik eşim olmak üzere etrafımda kim varsa Çağanı bir süreliğine ona verdim buna komşumu arayıp çağırmak dahil.
  • Emzik vermek,almıyorsa parmağını emmesine izin vermek.(Çağan emziğe alışmadı hala uykuya geçerken parmak emiyor.Parmak emmesi ayrı bir yazı konusu)
  • Bebek masajı yapmak.
  • Karnına ılık havlu koymak
  • Bacaklarını hafifçe dizden kırarak,yavaş yavaş ileri geri hareket ettirmek.
  • Ve Harvey Karp'ın kitabında önerdiği açılı sallama.Bunun için Harvey Karp Mahallenin en mutlu bebeği kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Çağan'ın kolik krizi başladığında bende de ayrı bir kriz başlardı tabi.Susturamadığım için yetersizlik duygusu,çok ağladığı için ya bir şey olursa korkusu? ve tabi kiii Acaba aç mı? sorusu.

2 Mart 2015 Pazartesi

LOHUSALIK HASSAS DÖNEM

Ne oluyor bana böyle yaa? dedirten bir dönem lohusalık. Çıldırmış hormonlar ve lohusa sendromunun el ele tutuştuğu,uykusuz gecelerde bebek bakımının üstüme geldiği,aynaya bakmaya vakit bulduğum da ''keşke bakmasaydım'' dedirten görüntüm.
Eşime ve anneme,avazım çıktığı kadar bağırdığım,her gördüğüm anneye ''Merhabaaa,ne zaman geçecek bu süreç,yani ne zaman uyuyabileceğim ben?'' diye sorduğum.Aynı gecelik ve kafamda ki garip topuzla günler geçirdiğim.Banyo yapma girişimlerimin,kriz şeklinde ağlayan kolik Çağan'ın sesini duyup,kafam yarı şampuanlı banyodan çıkarak son bulduğu.Uyuduğum kısacık uykudan,çat kapı gelen ziyaretçilerle,uyandırıldığım.Her şeye histerik bir şekilde ağladığım bir dönem.
Bir de üzerine sendromunu da sonuna kadar yaşadığım ve hala izlerini taşıdığım,ne zaman bitecek?dediğim,bitmeyecek mi? diye korktuğum.Hayatımın belki de en zor günleri.

Kimsenin üzerine saldırmadan,evimden kovmadan ve delirmeden,bu süreci anlattığım için hala şükrediyorum. :)) Zira bu süreçte en zor olan ,bazı insanlar konuşurken sakinliğini koruyabilmektir.

İşte bir lohusayı çıldırtan cümleler:

  • Bu bebek zayıf,sütün yaramıyor galiba!  (Sütün yaramaması diye bir kavram,tıp literatüründe yok!)
  • Senin sütün az,benim ki böyle gürül gürül akıyordu. (Niagara Şelalesi misin mübarek?)
  • Ben büyük oğlumu,askere gidene kadar emzirdim.Bak şimdi,hiç hasta olmuyor.
  • Bir an evvel kilo ver! Senin bir de kocan var.
  • Hayatın hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak,biliyorsun değil mi?
  • Bebeği göstererek: Vallahi bunlar,en iyi,en rahat günlerin. (İnsanın boğası gelir!,iyi gün mü görmedik?)
  • Emzik ver,rahat edersin.Almıyorsa şekere batır,bala batır.Bak! nasıl alıyor o zaman.
  • Sakın bebekle yalnız kalma.Gece uyurken,baş ucuna sarımsak koy,yastığın altına makas koy,kafana huni tak,bebeği kıbleye karşı yatır.... gibi hurafelerle lohusayı darlamayın.
  • Sen nasıl çatladın böyle yaa?, kıyaaamaam!
  • Dün gece bir eğlendik,bir eğlendik.Keşke sende olsaydın.
  • Bizim bilmem kim o kadar iyi bir anne ki.......... şeklinde başlayan cümleler kurmayın!
  • Sen hala evden çıkmadın mı?Vallahi ben 2 günlük lohusaydım,bebeğimi kanguruya koydum.NASA yla Ay'a bile gittim. 
  • Geceleri uyuyor mu? (En fazla 2 saat arayla beslenen,yeni doğan bebek.Nasıl bütün bir gece uyusun?)
  • Ayakların küçülür dimi?
  • Niye bu kadar ağlıyor?Bir hastalığı olmasın sakın?
  • Amaan her şey hazır şimdi,bebek bakmaya ne var? (Bunu genelde,yaşlı teyzeler,ananeler,babaanneler söyler.)
  • 2.yi yap hemen,ikisi birlikte büyürler,zaten yaşın da var.Yap! aradan çıksın.(Bunu söyleyene,elindeki süt pompasını fırlatasın geliyor.)
  • Asla! lohusanın evine çat kapı gitmeyin.Telefon edip kapıdayız demek nedir yaa? 
  • Lohusanın annesini gösterek,Valla bu kadın günlerdir perişan oldu burada. Demeyin yani demeyin,tutun çenenizi!
  • Kucağa alıştı,bittin sen!
Bu liste böyle uzaaaar gider.

Kısaca bunaltmayın lohusayı,daraltmayın!.Zaten,zor olan bu süreci daha da zorlaştırmayın.

Bir lohusa,en çok sessizlik ister.Kendine yardım edebilecek insanları,etrafında görmek ister.
Güzel sözler duymak ister.Gülmek,iyi bir anne olduğunu bilmek ister.
Uyumak.Rahat rahat banyo yapabilmek,yemek yiyebilmek ister.
Birazda olsa eşiyle,baş başa olabilmek ister.Pozitif şeyler duymayı bekler.

Benden size tavsiye;Eğer bebek bakamıyor,lohusa psikolojisinden anlamıyorsanız.Kuru kalabalıksanız,gitmeyin arkadaş!Yok ben,ille de gidiyim derseniz. ''Geçmiş olsun'' dileyin.Kalkın evinize gidin,derim.

Lohusalık,zor bir dönem.Evet!.Sendromu da çok beter bir şey.Ama elbette geçiyor,bitiyor,ama sizi de bitiriyor.O yüzden lohusanın etrafındakilere çok iş düşüyor.

Sevgiler...

26 Şubat 2015 Perşembe

EMZİRMEK




Başarılı bir sezeryan operasyonuyla bebeğim artık kucağımdaydı.''Şimdi emzirmelisin'' diye kucağıma verdiklerinde ise hissettiğim tek şey ağrıydı.Ağrım vardı ve canım yanıyordu.(sadece ilk gün böyleydi)

Bebeğim hiç de hayal ettiğim gibi memeyi havada kapmamış,hemen emmeye başlamamıştı.Memeyi alması için uğraşırken kan,ter içinde kaldığımı dün gibi hatırlıyorum.Uzun uğraşlar sonucu nihayet emmeye başladığında nasıl da mutlu olduğumu,bütün ağrılarımı unutturan o mucizevi anıysa hiç unutmadım.Bebeğim emiyordu evet ama süt gelmiyordu.

Sezeryan doğumlarda ilk 3 gün sütün gecikebileceğini ama emzirmeye devam etmem gerektiğini biliyordum.Bir yandan emziriyor bir yandan sütün gelmediğini gördükçe üzülüyor ve kendimi bebeğime karşı suçlu hissediyordum.

En yakın arkadaşım elektrikli pompayla devamlı göğüslerimi sağıyordu.Fakat gelen sadece havaydı.Bir kaç saat belli aralıklarla bu şekilde devam ettik.Sonunda damla,damla gelen kolostrumu görünce hemen bebeğimi emzirdim.Böylece kolostrumu almış oldu.Bir kaç damlaydı sadece.

Emziriyordum emziriyordum ama süt yok.

Gece olunca bebeğim çok şiddetli bir şekilde ağlamaya,uyumamaya başladı.Bebek hemşiresi kilolu bir bebek olduğu ve sütüm henüz gelmediği için ağladığını söyledi.''Sütün gelene kadar mama vermeliyiz.'' Annem ''Biz biraz beklemek istiyoruz'' dedi.

Çağanın çığlığını koridordan duyanlar ne oluyor diye meraklı bakışlarla odaya göz atıyorlardı.

''Mama vermeyelim anne" dedim.Tekrar emzirmek için Çağanı kucağıma aldım ama emdikçe ve süt gelmedikçe çığlıkları artarak yükseliyor,bebeğim morarıyordu.

Hayatımda kendimi hiç o kadar çaresiz,o kadar yetersiz hissettiğimi hatırlamıyorum.Hamileyken o kadar kitap okumuştum,internetten araştırmalar yapmıştım,yeni annelerle konuşmuştum.Evet ama pratikte işlerin hiçte öyle yürümediğini fark etmem uzun sürmedi.Bir süre daha denedik,denedik ve denedik.

Artık sabaha karşı yorgunluktan kolumu bile kaldıramıyordum,annemse ayrı perişan.Çağan susmadan ağlamaya devam ediyordu.Bebeğimin bu kadar ağlamasına üzülüyor,dayanamıyordum.Sonuç olarak mama istedik.Kendimi yenilmiş hissettim fakat Çağan mamayı alır almaz uyuyakaldı.

Hamileyken sütümün az olması yada olmaması ihtimalini hiç düşünmemiştim bile.Hastaneye giderken yanıma mama bile almamıştım.Elimden geldiğince uzun süre emzirecektim ben bebeğimi.

Ertesi gün hastanede yine aynı şekilde devam ettik,birkaç damla zar zor geliyordu sütüm.Emziriyordum,pompayla çekiyordum,hemşireyle deniyorduk,annemle deniyorduk.Artık az da olsa geliyordu sütüm ama Çağan morarana kadar ağlamaya devam ediyordu.

Ziyarete gelen,akşama kadar kalan ama hiçbir faydalarını görmediğim bir ziyaretçi grubu;yeni doğan bebeğimi kucaklarına alıyor,gözünün içinde flaşlar patlatıyor,rujlu dudaklarıyla,sakallı bıyıklı yüzleriyle bebeğimi öpüyor,küçük çocuklarının kucağına bebeğimi vererek sosyal medyada fotoğraflarını yayınlıyor ve oda suit olmasına rağmen benim odamdan çıkmıyorlardı.Zaten suit oda isterken baştan olabilecekleri sezmiş,bu yüzden talep etmiştim ama hiçbir işe yaramadı o ayrı.

Annemde,bende,eşimde geriliyor ama yanlış anlarlar(!) diye bir şey diyemiyorduk.Şimdi ki aklım olsa söylerdim tabi ki.
''Bu bebek aç yoksa niye ağlasın ki'' ''Sütün mü az'' ''Neee mama mı verdiniz'' ''Vallahi bizim falancanın sütü böyle akıyordu,belli senin sütün yok'',ve hatta lohusa bir annenin duymak isteyeceği en son şey olan ''Acaba bir rahatsızlığımı var ondan mı ağlıyor'' cümleleri beni artık deli etmeye başlamıştı.Strese girdim.Bebeğimi kucağıma almak,emzirmek ve sadece uyumak istiyordum u-yu-mak.

Bu gitmeyen ziyaretçi topluluğu artık başka bir yazının konusu olsun başlığı da hazır ''10 madde de lohusaya zulüm'' :).

Konumuza dönecek olursak;O gecede Çağan morarana kadar ağladı.Sabaha karşı mama verdik.Uyudu.Ertesi gün hastaneden çıkıp eve geldiğimizde de durum çok değişmedi.

Hiçbir zaman kullanamadığım göğüs pedlerim ve en yakın dostum olan süt pompasıyla Çağanı sık sık emzirmeye ama doyuramamaya ve mama takviyesi yapmaya devam ettik.Derken annem evine dönmek durumunda kaldı.(Çağan 20 günlük olmuştu)

Sizin de tahmin ettiğiniz gibi sabahları eşim de işe gittiğinde ve ben Çağanla yalnız kaldığımda her şey daha başa çıkılamaz bir hal aldı.Sürekli emziriyordum ama asla sakinleştirip uyutamıyordum. Kasa kasa süt yapan malt içeceği,kokusuna tahammül edemediğim bitki çayları,süt yaptığı iddia edilen herşey,litre litre su içtim ama sağdığım zaman sütüm 30 cc yi hiçbir zaman geçmedi.Bu da Çağana yetmedi.

Doktora gittiğimde en az 3 saat kesintisiz uyu demişti.Annem gittikten sonra bölük pörçük,Çağanın uykuları arasında belki en fazla yarımşar saat uyumaya çalışıyordum.Geceleri de Çağanı yanıma alıyor istedikçe emziriyor gazını çıkarıp altını değiştiriyor uyutuyordum.Fakat yarım saat sonra tekrar memeyi aramaya başlıyor,sütüm bittiğinde kıyametleri koparıyordu.Bu defa kalkıp 30 cc mama yapıyordum.İlk zamanlar sadece günde 1 kere tercihen gece 30 cc mama veriyordum.

Sonuç olarak yeni doğan bir bebekle yalnızsanız o uyumadan uyuyamazsınız bu kadar net.Sütünüzün sağlıklı bir şekilde çoğalması için de beslenme kadar,kesintisiz ve sağlıklı bir uyku da şart diyor uzmanlar.

Hala ara ara rüyalarımda sütümün aktığını,Çağanı emzirdiğimi vs görüyorum.Çağan 5,5 aylıkken de zaten az olan sütüm,uykusuzluk,lohusa depresyonu ve buna bağlı olarak birkaç gereksiz şey yüzünden uzun süre ağladığım,üzüldüğüm için tamamen kesildi.

Mamayla beslemek bana hep daha zor geldi.Ağlayan bebeğin kucağındayken,mamanın sıcaklığını ayarlamak,gece kalkıp mama yapmak,biberonları sterilize etmek emzirmekten çok daha meşakkatli.

Bu yüzden ''aaa niye emzirmiyorsun ki'' diyen insanlara ''çünkü sütüm yok dediğimde'' ''e emzirmek daha zor tabi'' demelerine sinirleniyorum.İstedim çok istedim ama olmadı.


Lütfen artık emzir(e)mediğini gördüğünüz annelere,''niye emzirmiyorsun ki'',''mamalarda GDO varmış'' ''anne sütü çok önemli ben büyük oğlumu 3 yaşına kadar emzirdim'' gibi şeyler söylemeyiniz.Çünkü söyledikleriniz o anneye kendini kötü hissettirmekten başka işe yaramıyor emin olun.

Öyle yada böyle,Çağan Eren 15 aylık oldu.Çok şükür,çok sağlıklı bir gelişimi var.Fakat ben hala merak ediyorum.Uykusuzluktan mı,yoksa yapısal mı,neden ben bunu yaşadım.Eğer sebebini bilen,buna bir çözüm getirebilen,mamayı kesip sadece emzirerek yoluna devam edebilmiş anneler varsa çözüm yolunu da paylaşırlarsa çok sevinirim.

Sevgiler...

24 Şubat 2015 Salı

SADECE DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKMADI!

Üzerine titriyorsun evladının,canı azıcık yansa,senin için acıyor kıyamıyorsun.Sonra,(nitelendirecek sıfat bulamadığım)bir yaratık geliyor,koparıp alıyor onu senden.

Gözyaşlarıyla dinlerken o güzelim kızın babası Mehmet Arslanı,yutkunamıyorum,kanım çekiliyor.O baba ki dayanılmaz acısına rağmen insanlık dersi veriyor herkese.Dimdik duruyor.Kızının katili için bile idamı insanlık dışı buluyor;

Sevgi diyor,her şeyin başı sevgi...

Hepimizi yasa boğdu,dehşete düşürdü,insanlığımızı sorgulamamıza sebep oldu bu vahşet.
Bende içimdeki birikmişleri kusmak istedim.

''Nasıl bir toplum olduk biz böyle'' diyenler soruyorum size
Nasıl bir toplumduk ki biz?

Çalışan kadını ayıplayan,çocuğunu kreşe verdi diye kınayan,kadından kocasının hizmetçisi olmasını bekleyen,şiddet gören kadına ''aman kızım kocan bir tokat attı diye boşanılır mı,kır dizini otur evinde!'' diye akıl veren,''kızına kalk abine su ver'' diye seslenen,''asıl oğlumdan olursa torun olur,kızın ki sayılmaz'' diye burun kıvıran,boşanan kadını sorgusuz sualsiz suçlu ilan eden ama yüzüne gülüp arkasından konuşan,''Aslan oğlum,kaplan oğlum büyüde kurtar beni babanın zulmünden diye oğluna yalvaran annelerin olduğu'', ''Akşam ezanı okunmadan evde ol!'' diye kızını tembihlerken,''Erkek adamsın tabi al şu parayı git gez karıyla(!) kızla diye sözde oğlunu yüreklendiren''...


Ben de erkek annesiyim.Evet,oğlum henüz 15 aylık daha şimdiden kendi işini kendi görebilsin diye çabalıyorum.
Bizim evde ağalık,beylik sistemi yok.Çağan kız da olsaydı farklı davranmayacaktık.

Erkek yada kız önemli olan bir evlat yetiştirirken ahlaklı,dürüst ve en önemlisi başkalarının hayatına,bedenine saygı gösteren,cinsiyet ayırımı yapmayan,karşısındakini önce insan olarak görebilen,anlayışlı,empati yeteneği yüksek bireyler olmaları için çabalamak gerekli diye düşünüyorum.
Nasıl mı olacak tüm bunlar?
O muhterem baba Mehmet Arslan'ın da söylediği gibi SEVGİYLE...
Bu defa ateş düştüğü yeri yakmadı sadece;
Hepimizi kül etti...
Sana karşı sorumluyuz
Rahat uyu Özgecanımız...

23 Şubat 2015 Pazartesi

BİZİMKİSİ BİR EPİDURAL SEZERYAN HİKAYESİ

24 Kasım 2013 beklenen doğum tarihiydi esasen.Fakat ben,son kontrolümde 100 kiloydum,bebek ise 4 ün üzerinde.Doğum yöntemine karar vermek için gittiğimde ise;Ben 103 kilo,bebek ise tahminen 4,5 kilo olmuşuz.

İlk doğumum olduğundan ve kilolu birer anne,bebek olduğumuzdan normal doğum imkansızdı.
 ''Bebek her an gelmek isteyebilir,sakın hoplayıp zıplama'' diyen doktoruma,kahkahalarla güldüm. Çünkü,uyurken sağdan sola dönmek bile benim için oldukça zorluydu artık.
''Bayramda uslu ol,bayramdan sonra bir tarih kararlaştırıp doğuma karar verelim'' diyordu doktorum Faruk Onur Başeğmez.
''10-11-12 Kasım hangi gün olsun istersen.''
''12 Kasım olsun'' dedim.2 gün daha fazla bebeğim benimle kalsın istedim.Ne kadar uzun süre kalabiliyorsa o kadar.
Bebeğimle birlikte olmak,onun hareketlerini hissetmek dünyanın en güzel duygusuydu.

Doğumuma 10 gün kala çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın askere veda gecesi vardı.Eşimle biz taksimde el ele yürüyorduk.Normalde 38 numara olan ayaklarım artık 41 numaraydı ve yürüdükçe şişmeye devam ediyor,nihayet ayakkabıya sığmıyorlardı.Ayakkabıların üzerine basarak zar zor yürüdüm 2 adımlık yolu.Ama gittik eğlenceye en yakın dostlarımla pek de bir eğlendik :)) 


Derken doğum hazırlıklarıyla geçen günler.Doğum fotoğrafçımız en yakın iki dostumun,kardeşimin hediyesiydi ve bütün doğum hazırlıklarımı hastane süsünden tutunda,lohusa şerbetine,kurabiyesine,hediyeliklerine kadar zevkle,özenle,mutlulukla ve benim en çok seveceğim şekilde hazırlayanda yine onlardı.Canlarım benim...

Annem,eşim ve ben tam 9 da hastanedeydik.Süslü püslü odamda beni bekleyen canım dostlarım,kardeşlerim Gizem ve Merve,birde doğum fotoğrafçımız.
Doğum öncesi fotoğraf çekimi için,arkadaşlarım beni hazırladılar.Kardeşim geldi yüzüm gülüyordu.Bebeğime kavuşmama çok az kalmıştı...


Anestezi uzmanı geldi epidural anestezi istiyordum.Bebeğim dünyaya gelir gelmez sesini ilk ben duymalı,ben dokunmalıydım çünkü.Ameliyathane önlüğümü giydim.Sedye geldi.Artık ameliyathaneye  gitme vaktiydi.

Beklenen zaman gelmişti.Yazarken bile tekrar yaşıyorum sanki.
Kalbim hızlandı önce,hayatımda hiç bu kadar çok duyguyu aynı anda yaşamamıştım.Ellerim terliyordu.Biraz zor olsada,nihayet yattım sedyeye.

Korkuyordum,heyecanlıydım,arkamda tüm sevdiklerim.Eşim,annem ellerimi tutuyorlardı.Kardeşim,dostlarım gözleri dolu dolu,bana bakıyorlardı .
Eşimle, ben giderken o son bakışmamızı hiç unutamıyorum.''Sen de gel'' demek istiyordum.Anneme ''korkuyorum'' demek istiyordum.
Doğum fotoğrafçımızı hijyen nedeniyle ameliyathaneye almadılar.Tüm ısrarlarımız sonuçsuz kaldı.



Ameliyathaneye girdiğimizde oldukça neseli bir ekip bekliyordu beni.Sayelerinde gerginliğim azaldı.
Anestezi uzmanı 2 kere epidural yapmak durumunda kaldı.İlki başarısızdı.2.sinde biri beni öne doğru eğdi.
Hiç acı hissetmedim,korktuğum gibi değildi.
Belden aşağım tamamen uyuştu.Hiç rahatsızlık hissetmedim,oldukça rahattım.Herkes benimle sohbet ediyor, bebeğin ismini,anlamını soruyordu.

Doktorum Faruk Onur Başeğmez geldi.''hazırmısın çok az kaldı tanışmanıza'' dedi.Ameliyat süresince de her ne yapılıyorsa bana sürekli bilgi vermeyi sürdürdü.
Tam 10:40 da Çağan'ın sesiyle çınladı ameliyathane.
Hayatımda duyduğum en güzel ses.Yumuşacık yanağını,yanağıma değdirdiler. ''Hoşgeldin bebeğim diyebildim'' Giydirip yukarı çıkardılar.Sürekli sağlıklı mı diye sorup durdum,kaç kere olduğunu hatırlamıyorum bile :) Ameliyathane ekibi en çok kilosunu merak ediyordu.

4,560 gram 52 cm bir erkek bebek annesi olmuştum ben.
Ve sonrası mutluluk...

Herkes beni bekliyordu yukarıda.Eşim gözleri dolu dolu yanıma geliyor,saçlarımı okşuyordu.
Annem,babam,kardeşimle sarılıyorduk.
Dostlarım,can kardeşlerim ellerimden tutuyor,saçlarımı tarıyor,beni fotoğraflar için hazırlıyorlardı.
Ben anneydim artık ve herşey aslında yeni başlıyordu :))

Güzel bir hamilelik dönemi geçirdim ben

Eşimle bir bebek sahibi olmaya karar vermemizden sonra geçen süre sadece 1 yıldı.Doktorum bunun normal bir süreç olduğunu ilk 1 yıl beklememiz gerektiğini söylediği halde,ben 6 ay boyunca olmadığını düşünerek üzülmüştüm hep.

Artık hamileliğe odaklanmaktan vazgeçip arkadaşlarımla doğum günümü kutladığım ve çılgınca içip eğlendiğim bir akşamdan 2 hafta sonraysa yaptığım bütün testler hamile olduğumu söylüyordu.O kadar inanmıyordum ki kan testinin pozitif sonucunu bile 2 kere takrarladım.

Hamileydim.Dünyalar benim olmuştu ama hep bir şey olur mu korkusuyla geçirdim ilk 3 ayı sonraysa alıştım.Sanki bundan öncesi yoktu hep hamileydim ben :)

Her ay doktor kontrollerine eşimle birlikte güle oynaya gidiyor,her gidişimde heyecanlanıyordum.
Ne bulantı ne kusma sadece biraz yorgunluk ve bastıramadığım bir yeme isteğim vardı.Zaten hayatı boyunca 50-55 kg arası olmuş biri olarak evlendikten sonra eşimle güle eğlene kilo almış 76 kiloyla hamile kalmıştım:( Fakat durduramıyordum kendimi.Eşimle yemeğe gittiğimizde,bir yandan tabağımdakileri yerken bir yandan da yan masadakiler ne yiyor diye bakıyor gözümü menüden alamıyordum :))

Çok belliydi,dikkat etmeyi geçtim,uyurken yiyemiyorum diye üzülen bir hamileydim.:))
Bunun dışında her şey çok güzeldi.Bütün işlerimi yapıyor her yere gidiyor,gayet güzel hareket ediyor ve rahat rahat uyuyordum.
Taa kii 7. ayımı bitirene kadar...
7.ayın ortalarına doğru her sabah bacak kramplarıyla ağlayarak uyanıyordum.Hemen kalkıp bacağıma masaj yapan eşim sayesinde,normale dönen bacak kaslarımla yataktan yuvarlanmadan inmek için dua ediyordum.
8. ay doktor kontrolümde öğrendim ki bacak kramplarına en iyi gelen şey magnezyummuş.Maden suyu ve muz tüketmemi tavsiye ederek yanında bir magnezyum ilacı vermişti.Bu şekilde kramplarım azaldı.

Fakat yine aynı kontrolde sende çok kilo aldın ama bebekte çok iri,erken doğum riskin var fazla hareket etmemeni ve asla İstanbul dışına çıkmamanı istiyorum dedi.
Normal doğumda ısrarcı olduğum için bebeğin iri olduğuna inanmıyor sezaryanı hemen hemen bütün doktorlar desteklediğinden bebeğin kilosunu olduğundan iri söylediğine inanıyordum.
Derken başka bir dokto

rdan randevu alarak muayene için gittiğimde o da bebeğin 4 kgdan fazla olduğunu söyledi.
Ve ben o zaman tam 100 kiloydum... :((

Ama şükürler olsun ki sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirdim.Kilolu bir hamile olduğum için olması muhtemel (yüksek gebelik şekeri,yüksek tansiyona bağlı gebelik zehirlenmesi v.s) hiçbir sağlık sorunu yaşamadım.

Tabi bir daha hamile kalacak olursam özellikle hamile kalacağım kiloya dikkat edeceğimi düşünmüyor değilim :)